Herşey Seninle Başlar

Kitabın ana fikri; tüm insanların başarma potansiyeli ile yaratıldıkları halde öğrenilmiş çaresizliklerden dolayı başarılı olamadıkları, çok az insanın başarılı olabildiği ve diğer insanların başarısızlıkları kabullenerek yaşadıklarıdır.
Öğrenilmiş çaresizliğin en tehlikeli sonuçlarından birisi kişinin kendi gözündeki değerini tehdit etmesidir. Birkaç denemede başarısız olunca kendi gözümüzdeki kredi notumuzu düşürmeye başlarız. Bu da hayat mücadelesinde gözümüzü korkak alıştırır. Özgüven ve cesaretimizi zayıflatır.
Öğrenilmiş çaresizliğin temelinde incinmiş bir çocukluk vardır.
Einstein?ın söylediği gibi her zaman kullandığımız mantık yürütme biçiminden dolayı yaşadığımız sorunları, ancak o mantık kalıbının dışına çıkarak çözebiliriz.
??İstek hayatın yarısıdır, kayıtsızlık ise ölümün.?? der Halil Cibran
Alman filozof Schopenhauer?e göre bir gerçeğin doğumu üç aşamadan geçer: Önce alay edilir, sonra şiddetle karşı çıkılır, en sonunda da zaten öyle olduğu biliniyordu diye kabul edilir.
İçimizdeki olumsuz konuşmaları kesmek için algı kalıplarımızı öğrenerek, yeniden yapılandırmalıyız. ?Siyah kuğu?yu aramalıyız.
Alman filozof Kant?a göre, biz gerçeği olduğu gibi değil; olduğumuz gibi görebiliriz. İnsanların gerçek olduğunu sandıkları şey kişisel yorumlarıdır.
İnsanlar neye inanıyorlarsa onu doğrulayacak şekilde düşünmeye eğilimlidirler.
Büyük bir aşktan sonra eski sevgiliyi unutmak elinizde değilmiş gibi gözükse de, bilişsel terapi teknikleriyle ayrılık acısını yönetmeyi öğrenebilirsiniz.
Kendimizi geliştirme sürecinde öğrenmemiz gereken en kritik farkındalık şudur: Başımıza gelen olaylar değil; olayları yorumlama şeklimiz ne hissedeceğimizi ve ne yapacağımızı belirler.
Her büyük başarı yanan bir yüreğin hikayesidir.(Tavern)
Hak edilmiş bir başarı, güçlü bir kendini onarma mekanizmasıdır. Bir başarı bin ayıp örter. Çok önemli olan şey ise başarılı olmanın öğrenilebilir bir şey oluşudur.
Başarıyı öğrenmenin ilk yolu başarı üzerine yazılmış kaliteli kitapları okumaktır.
İkinci yol ise biyografi kitaplarını okumaktır. Bir diğer yol ise seminer ve konferans gibi aktivitelere katılmaktır.
Bir diğer araç ise internettir. Türkiye?nin ilk kişisel gelişim portalı olan kigem.com adresinde başarı temalı binlerce sayfa makale bulabilirsiniz.
Başarılı olmayı öğrenmenin en iyi yollarından biri de başarılı insanlarla çalışmaktır.
Nasıl bir hayat yaşamak istediğinizi düşünürken; önce geniş hayaller kurmalı, sonra hayallerin içinden seçilmiş hedefler çıkarmalı, en sonunda da planlama aşamasında olabilirlik denetimi yapmalısınız.
İleriye dönük hedeflerinizi mutlaka yazılı olarak kendinize ifade edin. Yazılı düşünmek basit ama güçlü bir egzersizdir. Yazmak düşüncelerinizi durulaştırır. Kafa karışıklığını azaltır. Fikirlerinize dışarıdan bakmak ilerlemeleri, tutarsızlıkları ve boşlukları görmenizi sağlar.
Hayatının kontrol etmek isteyen bir insanın yapması gereken ilk şey, kendi yorum biçiminin nasıl çalıştığını keşfetmek ve onu kontrol altına almaktır. Yorum şeklimiz kaderimizi belirliyorsa onu kendi haline bırakamayız.
Değerlendirme : Gerçekten başarılı olmak isteyen, sıradan bir yaşantıyı reddederek sıra dışı bir hayat yaşamak istiyorum diyen herkesin hemen okuması gereken mükemmel bir kitaptır. Kitap pek akıcı değil,bunun sebebi de kitapta çok yoğun bilgilerin olması.
Kitabı okuyunca belki on, belki de yüz kitap okumuş hissine kapılabilirsiniz.

Sınırlar

Sevmediğiniz yemeği yemeyin, istemediğiniz ortamda bulunmayın. Sınırlarınızın içinde kişisel alanlarınız ve bu alanın içinde duygularınız, yapmak istedikleriniz ve ihtiyaçlarınız, dışında ise yapmak istedikleriniz vardır. Siz nerede durmak istiyorsunuz?

Beyaz Diş

Beyaz Diş , Jack Londonun 100. yıl anısına yeniden basıldı. Jack Londonun ilk kitaplarından birisidir. Ben de ikinci kez, yeniden büyük bir heyecanla yeniden okudum.
Bir çocuk klasiği olan bu kitap, 19.yüzyıl sonlarında, Altına Hücum döneminde geçen macera dolu bir hikayede annesi yarı köpek, babası kurt olan Beyaz Diş vahşi hayat ile evcilleştirme arasında kalmıştır. İnsan ile hayvanlar arasındaki ilişkiler ve vahşi hayat bir köpeğin gözünden büyük bir başarı ile anlatılmaktadır.
Beyaz Diş Dünyayı, çevreyi, insanları bir kurdun gözünden görmemizi onun gibi düşünmemizi sağlıyor. Beyaz dişin yaşadığı maceralarda onunla birlikte acımasız olabiliyorsunuz. Ama onu sevgiyi yeterince tatmadığı için suçlayamıyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru sevginin vahşi bir hayvanı bile nasıl evcilleştirdiğini görüyorsunuz ve bazı yerlerde gözyaşlarınıza engel olamıyorsunuz. Kesinlikle okunmalı ve okutulmalı.

Küçük Prens

Bakmaya değil, görmeye çalış
Gerçek duygularını saklamak daha önemli şeylere bedel olabilir
Başkalarını değil kendini yargıla
Kibirli olma
Unutmak için içmek berbat ve zayıf bir çabadır
Kendini asla fazla ciddiye alma
Eğlenceyi unutma
Keşfetmek için içgüdülerini takip et
Yabancılardan öğreneceğin çok şey olabilir
Sevdiklerinizin yerini hiçbirşey dolduramaz
Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir.

Ünvansız Lider

CEO, şef, lider, müdür, amir veya şirketinizdeki organizasyonda yöneticiye ne isim verilmişse ve o koltuklarda bugün başları oturuyorsa bu durum onların lider olduğu sizin de olmayacağınız anlamına gelmez.
Bir şirket insan bedenine benzer. Güvenlik personelinden; temizlik personeli, çaycı, birim çalışanına kadar her bir çalışanı şirketin bir uzvu olarak düşünebiliriz. Bir uzuv da çıkan bir arıza nasıl ki bütün vücudu yerle bir ediyorsa, şirkette bir yerde çıkan sorunda herkesi etkiyecektir.
Unvansız liderdeki düşünce ise bir işi başarmak için bir görevi gerçekleştirmek için bir makama sahip olmak gerekmiyor. Eğer sana bir görev verildiyse sen elinden geleni yapmalısın.
İnsanin 10 zaferi .icin;
Unvana sahip olmadan yönet; dokunduğun her şeyin içine biraz liderlik katarak dikkat çekici bir hayat sürebilirsin, içindeki dâhiyi keşfedebilirsin.
“Bir adamın çöpçü olduğu söyleniyorsa, o adam sokakları temizlerken isini, Michelangelo’nun tablolarını ya da Beethoven’in bestelerini yaptığı gibi yapmalı.” Dr Martin Luter King “Çoğu zaman insanlar güçlerinden, aslında güçleri olmadığını düşünerek vazgeçerler” Alice Walker İnsan olarak en büyük özgürlük, bu dünyadaki rolümüzü nasıl göreceğimizi seçme özgürlüğümüz ve olumlu kararlar alabilme gücümüzdür.
Elinden gelenin en iyisinden daha azını vermemek
Her gün kendine meydan okumak.
Asla kurbanı oynama, övgüyle söz edilecek başarıları asla mazeretler üzerine inşa edemezsin.
Unvanla gelen güçten daha büyük bir güç vardır, bu da birer insan oluşumuzdan kaynaklanan doğal liderlik gücümüzdür. Bu gücün en gerçek halidir, çünkü bu asla elimizden alınmayacak bir güçtür; en iyisini yapma, ilham verme, olumsuz Sartlarda olumlu değişiklikler yaratma, diğerlerine saygı ve takdirle davranma.

Sol Ayağım

Sizlere bugün Christy Brown’un hikâyesini anlatmak istiyorum. Sol Ayağım; Christy Brown’ı Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı, çok başarılı bir filme de konu olmuştur. Kitabı ile birlikte filmini de izleyince beni derinden etkileyen bir yaşam hikâyesi, büyük bir mücadelenin hikâyesi oldu. Sizlere de ilham olduğunu düşündüğüm için bu hikâyeyi sizlerle paylaşmak istedim.
(İngilizce: My Left Foot), beyin felci geçiren İrlandalı yazar, ressam ve şair Christy Brown’un 1954’te kaleme aldığı otobiyografisidir. Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, yardıma muhtaç bu küçük bebek, İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücünü ve duyarlı zekâsını barındırmaktaydı.
Yazar, kitapta sol ayağıyla kalem tutmayı, konuşamamanın verdiği acizlikleri ve annesiyle babasının yardımıyla tekrar hayata ümitlendirilmesini anlatmaktadır.Chrisy Brown daha sonradan Mary Carr ile 1972 de evlenmiştir. Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, yardıma muhtaç bu küçük bebek, İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücünü ve duyarlı zekâsını barındırmaktaydı. Bu, Christy Brown’ın kendi hikâyesidir. Yazarın, sol ayak parmaklarıyla yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenmek için çocukluğunda gösterdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Bu tarzda yazdığı diğer bir kitabı “Down All The Days” en çok satan kitaplar arasına girmiştir.
“Sürükleyici, eğlenceli ve ilham verici” , bir cesaret öyküsü” oldu benim için. Felçli yatağa bağlı Chris yaptıysa ben neden yapamıyorum diye düşünüyorsunuz. Kendinize çok kızıyorsunuz size verilen nimetleri değerlendirmediğiniz için. Ağlıyorsunuz, içiniz kan ağlıyor. Onun ayağı, kolu gözü olmak istiyorsunuz, yanında yardım etmek istiyorsunuz. Modern tıp bile yardımcı olamayıp çaresizlik içinde kıvranırken Chris mücadeleci ruhu ile kendine yardımcı oluyor ve başarıyor. İnanılmaz bir öykü. Hepiniz okumalısınız. Okurken ağlamak serbest.
Biz engelli olmayanlar için evet hayat size güzel diyebilirsiniz ama unutmayın bugün kimin başına ne geleceğinizi bilemezsiniz. O yüzden hepimizş hayata hazırlıklı olmalıyız, her türlü güçlük karşısında da güçlü olmak durumundayız. Bu sadece sizler için değil hepimizi için yazılmış bir yazıdır. Mücadeleyi bıraktığınız anda bitmsisiniz demektir. Hayat bir mücadeledir. Mücadeleyi bırakırsan yaşlanırsın ve işte o zaman aciz duruma düşersin.
Çok güzel başarı hikayeleri var. Sizler inanılmazsınız. Başarı hikayelerini seminerlerde dinleyince ayakta alkışlıyoruz. Neden mi sizlerdeki cesaret ve azim kimsede olmadığı için. Cesaretiniz hayranım. Her zaman böyle amacı olan, tuttuğunu koparan gençler görmek ne kadar gurur verici.