AYŞE DENİZ BİRLİKTE İLERLEYEBİLİRİZ

Nereye gideceğini bilen ama rüzgarlarla
baş edemeyince kendini akıntıya teslim
etmiş bir tekne gibi misiniz?

İddianızdan veya direnmekten vazgeçip
yelkenleri suya mı indirdiniz?

Yoksa kendinizi koskoca okyanusun ortasında
amaçsızca sürüklenen bir tekne gibi mi görüyorsunuz?

Bu karanlık havadan kurtulmak,
güneşli havalarda seyir etmek istiyorsanız bu mümkün.

O zaman ne duruyorsunuz; yelkenler fora!

AYŞE DENİZ BİRLİKTE İLERLEYEBİLİRİZ

KEFE veya SWOT’unuzu yaptınız mı

Kuvvetli yanlarımız, eksiklerimiz, fırsatlarımız, engellerimiz neler sorularına sırayla cevap vererek, bu konu başlıkları ile ilgili fikirlerimizi şirketler için yapıyoruz, peki kendimiz için uyguluyor muyuz?

 K     E     F     E  

Kuvvetli Yanlarımız        Eksikliklerimiz        Fırsatlarımız                 Engellerimiz

S     W     O     T  

Strengts        Weaknesses        Opportunities                 Threats 

KEFE  veya SWOT ANALİZLERİM…

Kendi  KEFE mi de yaparım, SWOT Analizimi de yaparım. Bu analizi yaparken asla mazeret üretmem ve kendime Polyanna gibi davranmam, objektif bir şekilde merceği kendime çevirir ve eleştiriden kaçınmam. Bir çok sorunun cevabını ararım;  Bu yıl neleri daha iyi yaptım? Gelecek yıl nasıl bir adım daha ileriye gidebilirim?

En gurur duyduğum başarım neydi ?

Nerelerde geliştim, kendimi geliştirdim?

Yılın başında neyi hedefledim ve neyi başardım ya da başaramadım ve neden?

Başaramadıklarımda benim hatalarım nelerdi?

Kendi yeteneklerimin ya da eksiklerimin farkında mıyım?

Hayata ve işime dair olumsuz alışkanlıklarım neler?

Hedeflerimi yapabilmem için elimde fırsatlarım var mı?

Rakiplerim kimler? ve benden hangi alanda daha iyiler?

Beni engelleyen şeyler neler?

Teknoloji beni ve işimi ve sosyal yaşamımı tehdit ediyor mu?

Zayıf yönlerim benim için bir tehdit mi?

Söz uçar yazı kalır demişler, o yüzden “Ben Bunları Zaten Düşünüyorum” demeyin, bence mutlaka yazın ve ara ara kontrol edin. 2 şey geri alınmıyor, biri giden zaman diğeri söylenen söz. Geçip giden zamanda önce kendinize verdiğiniz sözleri tutmak en önemli şey değil mi?

 

Talep ARZ yaratır, ARZ Talep yaratır,

Sarı Taksi şoförleri acaba düşünüyor mu? Neden Uber Şoförleri tercih ediliyor?

İstanbul’da hepimizin başına unutamadığımız bir taksi faciası gelmiştir.

Bizimde, Portekiz seyahatimiz sırasında, işten çıkıp Kalyon Otel’de Konaklayıp, sabah en erken uçağına biletimiz vardı. İndiğimizde 2 arkadaş Yenikapı-Kalyon kısa mesafesi için kimse bizi almak istemedi.  Nasıl oldu bilemiyoruz, biz tesadüf eseri bir taksi yakaladık. Ama ne taksi şoförü gideceğimiz yeri öğrenince, açtı ağzını yumdu gözünü. Orhan Gencebay açtı, yaktı sigarasını ve otele varıncaya kadar mağdur olmuş ifadesi ile yakındı. Neden taksisine bindik? Hayatını mahvettik? Allah’ım ne yapacağımızı şaşırdık. Valizlerimizle gecenin o saatinde inmemiz mümkün değil ve otele gelince kardeşim çok özür dileriz sabah bizi almaya gel. Bak Yenikapı- Havaalanı yaparsın deyip şoförü teselli etmeye çalıştık. Sabah ne oldu tahmin ederseniz, taksi şoförü gelmedi. Bekliyor muyduk? Bekliyorduk, tahmin etmiştik.

2. olay bu kadar yakın mı olur? demeyin. Aynı gezinin sonunda cuma gecesi döndüğümüz için, havaalanında bindiğimiz taksi bizi nerede indirdi? Aklımıza gelmezdi. Kalyon alışveriş merkezine getirdi. Allah’ım gecenin bir vakti kim gider alışveriş merkezine. Yanlış anlamış. İndiğim de verdiğimiz para oldukça yüklüydü.

Şimdi soruyorum, 1 hafta içinde insanın başına 2 tane olay gelirse, diğer seyahatinde Uber diye bir alternatif varken tercih etmez mi?

Kim iyi niyetli, düzgün, insani iş yapıyorsa tercihimiz ondan yana. Dolayısı ile kimse çıkıp bağırmasın hepimizin alternatifi var. Hizmet sektöründe çalışırken, müşteriye insan gibi davranmak birinci kural. Her zaman işte Uber’de olduğu gibi alternatifiniz çıkar. Bugün Uber ile mücadele ederseniz yarın Uber gider başkası gelir. Her zaman en iyi hizmeti yapacak birisi ebetteki çıkar…

Bazen yokluk büyük bir varlıktır, bazen varlık büyük bir yokluktur

Çoğumuzun çocukluğumuzla, liseyle veya çeşitli dönemlerle ilgili muhakkak bir yokluk hikayesi vardır..Ünlü sanatçı, iş adamı veya tanınmış kişilerde anlatır nasıl yokluklar çektiğini, tırnaklarını kazıya kazıya bir yerlere geldiğini.
Bütün bir çocukluk hayatım boyunca bir kere bisikletim oldu. Onu da çok istiyorum diye babam o kadar büyük zorluklarla almıştı ki, bildiğim için hikayeyi 2 tekerlekli bisiklet hiç istemedim. Araba kullanmayı bilip de bu yaşında 2 tekerlekli bisiklet bilmeyen yoktur. Hatta katıldığımızı Uluslararası yarışma Rally’nin Fransada yapılan ön elemelerinde bisiklet sürmeyi bilmediğim için, co-pilotum 10 km bisiklet, ben de 10 km koşmak zorunda kalmıştım. Oğlumun ısrarı sonucu bu sene, oğluma küçük gelen bisiklet ile bir bisikletim oldu ve oğlum için kullanmayı öğrendim..
Yine ortaokul ve lise boyunca bana bir palto alamamıştı ailem bana. Annem o kadar hamarattı ki, bir gün hırslandı, Burda dergisinden çıkarttığı kalıp ile bana gece sabaha kadar oturup palto dikti. Üniversite başladığımda da sırtımda hep o paltom vardı. Bence giydiğim en güzel palto oldu. Annemizin diktiklerini giydiğimiz için üzerimizdekiler kimse de yoktu. Mahallenin çocukları o dönemde çok kıskanır. Oyunlarına almazdı kardeşimle beni.
Bunları bugünden düşününce ne kadar yoksul bir hayatım olduğunu anlıyorum. Ama belirtmeliyim ki, bu yoksulluk üzücü değildi bizim için. Memur çocuğu olmanın bir kuralıydı belki de.
Sadece eskileri yad etmek değil amacım. Veya yoklukları anlatmak hiç değil. Kimseye de anlatmamışımdır tüm bunları. Yokluk hep yerilir ya.. Güzel yanları da vardır yokluğun. Bir kere yeni ayakkabınıza sarılmayı, hayatınızda ilk oyuncağınızı yatağınıza almayı, bir küçük çikolatayı gıdım gıdım yemeyi öğretir size. Koskoca yazın evde kitap okuyarak geçirirsiniz. Haftasonları arabalarına atlayıp gezen ailelere balkondan bakarsınız. Ahh keşke babamında bir arabası olsaydı dersiniz.
Bunlar esasen küçük yokluklar… Ya büyük yoksulluklar? Bir anne ya da babası olmayanlar? Onlar bizden daha yoksuldular. Ben anne babası olmayanlara göre ne kadar zenginmişim, okulda bizi kimsesizler yurduna götürünce anladım ve o anı hala içimde yaşıyorum. Bence yapılacak en güzel şey kimsesi çoçukları ziyaret etmek, onlarla konuşmak. Hediyeler alıp, onlarla fotoğraf çektirmek yayınlamak değil. Asıl olan içinizden gelerek yaptığınız iyilikler.
Aldığımız yeni defteri kirletmemek için nasıl titizlendiğimizi anlatamam. Yine defterimizi ve kitabımızı kaplamak, o yılların adetiydi bizde. Sadece bizimle kullanımı bitmeyecekti kitapların, bizden sonrakiler de kullanacaktı, okuyacaktı onları. O yüzden o yıllarda küçük lokmayı paylaşmak da güzeldi, birinden bir küçücük hediye almak da…
Bugüne geldiğimizde, her yıl aldığımız bir dolu hediye var. Bunlar, neden önceki bir mendil kadar mutlu etmez bizi? Ya da arkadaşımızın aldığı bir gazoz ya da simit kadar mutlu etmez?
Yokluk öğretir birçok şeyi. Varlığın değerini öğretir mesela, sabretmeyi öğretir, çalışmayı öğretir, azmi öğretir. Hepsinden öte kıymet bilmeyi öğretir.
Bütün bir dünyayı verseniz memnun olmayacaklar yanında, ekmeğinden uzattığında gözleri ışıldayanlar var ya… Onlar yokluğun çemberinden geçmişlerdir. Yokluğun insanları cimrileştirdiği de vakidir bazen sefilleştirdiği de. Ancak bana göre öğrettiği daha fazladır.
Yokluğun dünyasından varlığın dünyasına geçişte de problemler var. İnsana korkular hakim olabiliyor. Yeniden yokluk yaşamaktan korkar insan.. Ya da varlık şımartır insanı. Ne oldum delisi insanlar ya da görmedik insan tabiri buradan gelir işte.
Yokluk öğretir dedim ama yokluğun fazileti bundan ibaret de değildir. Yokluk, kalbi inceltir, yokluk yufkalaştırır kalbi. Katı kalpli olmaktan Allaha sığınmak gerekir ya. İşte yokluk bunu sağlar insana. Hayata bakışı sığsa bir insanın; ben hep yokluk çekmediğine bağlarım. Bilse yokluğu, neyin ne olduğunu bilebilirdi derim.
Belki diyeceksiniz ne kadar çok methiye düzdün yokluğa diye. Elbette varlık da güzeldir. Varlığın kendiliğinden olmadığını bilene, kendine bir emanet olduğunu bilene varlık elbisesi ne güzel yaraşır.
Esasen bir büyüğün dediği gibi zengin ne varlığı için övülür ne de fakir yokluğu için. Aslında her ikisinde de övgüye layık olan varlığın ve yokluğun hakkının verilebilmesidir. Yani öğreten yokluk ve şımartmayan zenginlik…
Yunus da varlık ve yokluğa değinmiştir. Ama o, Yunusca bakar bu iki hale de. İkisine de itibar etmez. İkisine de ne sevinir ne de üzülür. Zira dünya adına varlıkla yokluğu çoktan geçmiştir Yunus.
Ne varlığa sevinirem
Aşkın ile avunuram

Geleceğini Çiz

Sorunları ve hedeflerinizi ertelemek
Sorunlarınızın üstünü örterek görmezden gelmeyin. Hala hedeflerinizi gerçekleştiremediyseniz daha fazla ertelemeniz için neden yok. Yavaş yavaş hedefinize doğru ilerlemeye gayret edin. Yapılması gereken değişiklikleri, ne zaman ilerleyeceğinizi ancak siz bilirsiniz. Bir süre bununla ilgili planlar yapın ve uygulamaya koyun.
Acele etmek
Beklentilerinize ulaşmak için acele etmeyin. Yeni yılla ilgili beklentilerinizi olduğundan yüksek tutmuş olabilirsiniz ancak vazgeçmeyin. 3, 6, 9 ay içinde yaşamınızda büyük değişiklikler yapabilmeniz çok düşük bir ihtimaldir. Yaşamınız 6 ay ve 1 yıl arasında değişebilir. Hedefinize ulaşmanız için gereken zamanı doğru hesaplayın. Hayalinizin kısa sürede olmasını ya da size altın tepsi de sunulmasını beklemeyin.
Kaldıramayacağınız yükün altına girmek
Üstesinden gelemeyeceğiniz, kaldıramayacınız yükler edinmeyin. Hayatınızda 5 şeyi değiştirmek isterseniz hiç birşeyi değiştiremezsiniz. Eğer bu yıl sigarayı bırakma, taşınma, ruh eşinizi bulma, kariyer değişikliği ve iyi maaş beklentiniz varsa üzerine sağuk su içebilirsiniz. Gerçekten istediğiniz şeyi elde etmek istiyorsanız en çok iki tanesini belirlemeniz doğru olacaktır.

Sorunların en büyüğü günü takip edememek, geçmişte yaşamaktır. Geçmişe aşırı bağlı biriyseniz umduğunuz şeyleri elde etmeniz daha zor olacaktır. Geçmiş, gelecekte yapacağınız yanlışları bildirmez. Geçmişte edindiğiniz sizi engelleyen hayalet korkularınızdan kurtulun. Kendinizi affedin, geçmişte yaşadıklarınızı kabul edin ve olumsuz tecrübelerinizden ders alarak geleceğinizi şekillendirin. Geleceğinizi siz şekillendirin.

1 2 3 6