Koçlukta Disney Stratejisi

Walt Disney, kardeşi Roy ile 1923 yılında Disney’i kurduğunda, şirketin 3 katlı bir binası varmış. Bu binanın 3. katında Hayalciler, 2. katında Gerçekçiler, 1. katında ise Uygulayıcılar varmış. İmkansızı isteyen Hayalciler 3. katta uçabilecekleri kadar uçup, hayallerini yazıp 2. kattaki Gerçekçilere gönderirlermiş. Gerçekçiler projeyi inceler, bazen Hayalcilere geri gönderir, bazen de onlarla oturup tartışırlarmış. Mutabakata varıldıktan sonra Gerçekçiler, projeyi Uygulayıcılara götürürmüş. Uygulayıcılar, bütçe, kaç kişi çalışacak, kimlerden yardım alınabilir, vb. şeyleri dikkate alarak inceler, muhalefet oldukları konuları tekrar Gerçekçilere gönderirlermiş. Hiçbir zaman Uygulayıcılar ile Hayalciler toplantı yapmazlarmış. Uygulayıcılar sadece Gerçekçilerle toplantı yaparlar, ve sonra projeyi uygulamaya geçermiş. İşte yıllardır devam eden başarının temeli bu. Hayalleri gerçek kılmanın 4 kuralı vardır; Merak, Özgüven, Cesaret ve Tutarlılık. Walt Disney diyor ki; Biz Disney’de geçmişe bakarak çok vakit geçirmeyiz. Hep ileriye gideriz, açılmamış kapıları açar, yapılmamışları yaparız. Çünkü bizler, meraklı insanlarız. Ve merakımız bize hep yeni yollar gösterir.

Güneş Olsaydım

Çocukken güneş olmak isterdim. Sonra anladım ki En iyisi çocuk olmak Çünkü güneşten sıcaktı kalbim. Büyüdüm derken… Yaşam denen ayazda üşüdüm, Soğudu, buza döndü kalbim. Ne güneş olabildim Ne çocuk kalabildim…

Esat Selışık
( 1967 – )

Söylenmemiş sözlerin yüreğimdeki yankısı

Koçlukta Ustalık Yürüyüşü

Erickson Denge Merkezinden Koçluk eğitimi almaya başladığımız da, her modülde konu anlatımı, uygulamalı örnek ve ardından sınıftan bir arkadaşımızla eşleşerek kendimizi odalardan birine atıyor arkamızda süpervisör ile ikili, üçlü koçluklar yaparak pratik yapıyorduk.
Sınıfta yapılan uygulamalarda saygıdeğer hocalarımızdan koçluk almak için elim sürekli uygulamalarda havadaydı. Utanmasam neredeyse her uygulamada tahtaya çıkacaktım. Birde sırayla herkese de saygı duymak lazım diye de düşülmüyor kendimi engelliyordum.
Bir gün Koçlukta ustalık yürüyüşü ismini verdikleri bir koçluğu anlattılar. Sıra uygulamaya gelince, hemen parmak havada. Koçlukta enteresan ayakta yapılacak. Seyreden 30 kişi var. Neyse başladık. Seyircilerimizle öncelikle aramıza bir perde çektim. Sanki yoklarmış gibi soruları ayakta cevaplamaya.
Ayakta bir beş sene sonrasına gittim. Beş sene sonrasından kendime şu anda baktım. Tekrar 5 sene sonrasından bugüne geldiğimde ağlıyordum. Sınıfta ağlıyordu. Kendime Asla Vazgeçme, Hayallerinden vazgeçme , Durma ilerle diye bir cümle söylediğimi hatırlıyorum. Sonrasında çok duygulandığım ve izin isteyerek hava almaya indim.
Şimdi üzerinden 4 sene geçti ve her hatırlayışımda ağlıyorum. Bugün 4 sene geçtiği halde o gün yapılan koçluk eylem adımlarıma bakınca ben bugün yazdıklarımı yapıyorum. Evet inanılmaz ama gerçek. Bir şey yazılı olunca kontrat gibi beyninize işleniyor ve ben o hayal ettiğim kişi olmak için koşturuyorum. Mücadele veriyorum. Benim için koçluk ve inanmam bu müthiş deneyimle içselleşmişti. Çok rahat söylüyorum bugün koçlukla farkındalıklarınız artacaktır ve
Bütün bunlara inanan, yaşayan , içselleştiren bir Erickson koçu olarak size soruyorum:
Nereye gideceğini bilen ama rüzgarlarla baş edemeyince kendini akıntıya teslim etmiş bir tekne gibi misiniz?

İddianızdan veya direnmekten vazgeçip yelkenleri suya mı indirdiniz?

Yoksa kendinizi koskoca okyanusun ortasında amaçsızca sürüklenen bir tekne gibi mi görüyorsunuz?

Bu karanlık havadan kurtulmak, güneşli havalarda seyir etmek istiyorsanız bu mümkün.

O zaman ne duruyorsunuz; yelkenler fora!

Ayşe Deniz birlikte ilerleyebiliriz !
Ayşe Deniz

Altı Şapka Düşünme

Altı şapka düşünme tekniği ile daha hızlı ve doğru kararlar alabilirsin.
Şöyle bir dur ve düşün bazen yaşamımıza dair kararları sakin, sistemli, ileriyi görerek ve sonuçlarının olumlu olacağı şekilde mi alıyoruz yoksa hayatın koşturması içinde çok hızlı düşünüp, analiz ederek belki de ileride olumsuz sonuçlar doğurup doğurmayacağını bile tartmadan mı alıyoruz? Bir çoğumuz sanırım yaşamın akışına uymak adına hızlı düşünüp hızlı kararlar alıyoruz çünkü uzun uzun düşünecek ne vaktimiz oluyor ne de imkanımız?
Bir şeyi düşünürken genellikle yaptığımız şey her şeyi aynı anda yapmaya çalışmak. İşin zorluklarını, tehlikelerini görmeye, olumsuz sonuçlar verebilme olasılıklarını anlamaya çalışırken bir yandan da yeni görüşler geliştirmeyi, daha çok bilgi toplamaya çalışıyoruz. Tüm bunları yaparken de mantığın arasına girmeye çalışan duyguları, sezgileri göz ardı edemiyoruz.
Neden, tüm düşündüklerimize uyacak bir tek yol olduğuna inanırız? Niçin, her şeyi bir anda yapmaya çalışırız? Bu soruların cevaplarını düşünürken yaratıcı düşünme becerilerini destekleyen Atlı Şapka tekniğinden söz etmek istiyorum.
Atlı Şapka Tekniği Edward De Bono tarafından geliştirilmiştir. Bono?ya göre bilginin tek başına ve bir düşünme süreciyle desteklenmediği zaman herhangi bir değeri yoktur. Ona göre günümüzde yeni teknolojileri kullanabilmek için bilgi birikimi gerekmektedir fakat kazanan birey olabilmenin yolu bilgiyi nasıl kullanacağımızdan geçmektedir. Bono?ya göre Altı Şapka Düşünme Tekniği ile olayları yorumlarsak kendimize kendimizi daha açık anlatırız.
Altı Şapka Düşünme Tekniği, düşüncelerimizi simgeleyen altı farklı renkte şapkayı takarak o şapkanın rengindeki düşünme şekli ile düşünerek durumu analiz etmektir.
1.Beyaz Şapka: Tarafsız ve objektifliği simgeler. Beyaz şapka dikkatimizi elde olan bilgiler ve eksik bilgiler üzerinde toplamak için kullanılır. Amaç pratik olmaktır. Önemli olan bilgilerin kesinlik derecelerini belirlemektir.
Beyaz şapkayı takınca şu soruları sorabiliriz?
Ellinizde ne gibi bilgiler var?
Daha hangi bilgiler gerekiyor?
Gerekli bilgileri nasıl elde ederiz?
2. Kırmızı Şapka: Öfke, tutku gibi duyguları simgeler. Zihnimizin arka planında korku, nefret, şüphe, kıskançlık, sevgi gibi güçlü duygular vardır. Amaç arka plandaki bu duyguları görünür kılmak ve etkilerini görünür kılmaktır.
Kırmızı şapkayı takınca şu soru sorulabilir?
Konuyla ilgili duygu durumum ne?
3. Siyah Şapka: Karamsar, kötümser ve olumsuzluğu simgeler. Eleştirme şapkasıdır. Tehlikeler dikkat çeker, zararlı şeyler yapmamızı engeller. Siyah şapka olmazsa başımız sürekli derde girebilir fakat çok kullanılması da tehlikeli olabilir.
4. Sarı Şapka: İyimser, umutlu, olumlu düşünmeyi simgeler. Değerli ve yararlı olan şeyleri arar ve araştırır. Daha sonra yararlı şeyler için mantıklı destekler sağlamaya çalışır. Düşünme yapıcı ve üreticidir.
Sarı şapkayı takınca şu soru sorulabilir?
Bunun iyi yönü ne?
Bunun ne gibi yararları var?
Bu yararlar nasıl ortaya çıkar?
5. Yeşil Şapka: Bereket ve verimliliği simgeler.yeşil şapka enerji şapkasıdır. Bu şapka ile düşündüğümüz zaman öneriler ileri sürer, yeni görüş ve seçenekler ortaya koyabiliriz.
Yeşil şapkayı takınca şu soru sorulabilir?
Alternatifler neler olabilir?
Alternatiflere nasıl ulaşılır?
Gerçekleşmesi için neler yapılmalı?
6. Mavi şapka: Serin kanlılığı simgeler. Düşünme sürecinin düzenlenmesi ve kontrolü ile uğraşır. Ne düşüneceğimizi açıklamak ve bu düşüncenin sonunda neyi elde etmek istediğimize karar vermek için düşünmenin başında kullanabiliriz.
Mavi şapkayı takınca şu soru sorulabilir?
Su ana kadar neler başardım?
Bundan sonra ne yapmalıyım?
Bu yöntemi kullanarak bir konu hakkında konuşurken daldan dala atlamalarımız engelleyebiliriz. Sistemli düşündüğümüz için zaman kaybımız olmaz. Karara varmamız kolaylaşır. Kararların sonuçları daha olumlu olarak bize geri döner.

Ø BEYAZ ŞAPKA ; Tarafsız ve Objektif
Ø KIRMIZI ŞAPKA : Duygusal
Ø SİYAH ŞAPKA : Karamsar
Ø SARI ŞAPKA : İyimser
Ø YEŞİL ŞAPKA : Yaratıcılık, yeni fikir ve öneriler
Ø MAVİ ŞAPKA : Serinkanlılık, genel değerle

Dünyanın En Zeki İnsanından: 10 yaşa dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Michio Kaku dünyanın en zeki insanı olarak tanınıyor. Çocuklara teknolojiyi öğretmek gerektiğini söyleyen Kaku, çocuklarda internet yasaklarına karşı. Bir de 10 yaşa dikkat çekiyor.
Yazdığı kitapları satış rekorları kıran ?dünyanın en zeki insanlarından biri? olarak tanımlanan fizikçi ve fütürist Prof. Dr. Michio Kaku Türk Eğitim Derneği?nin (TED) ?Türkiye?nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz? başlığıyla düzenlenen IV. Uluslararası Eğitim Forumu?ndaki konuşmacılardan biriydi.
Kaku ile geleceğin eğitim sistemini ve mesleklerini konuştuk. Kaku?ya göre birçok mesleği gelecekte robotlar yapacak ama öğretmenlerin elinden işini alamayacaklar.
İşte Kaku?nun başta eğitim olmak üzere gelecekle ilgili anlattıkları?
Hepimiz aslında doğuştan bilim insanıyız, ?Neden? diye sorarız. Çocukların geleceği 10 yaşında başlıyor. Bu yaşta anne babanın dışında başka hayatları keşfediyor, merak başlıyor. Ama süreç 16 yaşında duruyor, bilimsel merak bitiyor. Birinci neden akran baskısı ?İnek mi olacaksın? Neden futbol yıldızı ya da pop star olmuyorsun?? diyebiliyorlar. İkinci neden ezbere dayalı eğitimde bilimin sıkıcı gelmesi. 10-16 yaş arasında çocuklara ilham vermek, rol model bulmak, bilimsel merakını öldürmemek ve heyecanlandırmak gerekiyor ki bu ilgi tüm yaşamı boyunca sürsün.
Eğitim sistemi 1950?li yıllarda nasıl yaşayabileceğimizi çok iyi öğretiyor ama gelecekteki değişimlere nasıl ayak uyduracağımıza ilişkin bilgi vermiyor.
Bilgiye herkes ulaşabilecek. Tabletler, ders kitapları kalmayacak. Google gözlükleri gibi kontak lensler olacak. Öğrenci ?göz kırpma? ile tüm bilgilere ulaşacak. Bu da eğitimi altüst edecek. Öğrenci formülleri ezberlemek zorunda kalmayacak. Tüm derslikler üç boyutlu olacak. Ezber kalkacak. bu yüzden öğretmen çok önemli olacak. Öğretmen kılavuzluk edecek, yol gösterecek, mentor olacak.
Öğrencinin ?ders kaçırdım? bahanesi olmayacak. Ders odasının duvarına yansıtılacak. Kaçırdığınız derste anlamadıklarınız olursa roböğretmen anlatacak. Ama gerçek öğretmenlerin yerini öğrencileri anlayamadığı, mentorluk yapamadığı için tutamayacak. Okullar, sınıflar hep olacak. Çocuklar okullarda hem internet hem de sosyal becerileri öğreniyorlar.
İnternetten çocukları mahrum bırakırsanız sosyal olarak başarısız olurlar. Hem eski yöntemle yani diğer çocuklarla birlikte olup, kıskançlık, paylaşım, kavga gibi insani duyguları sosyalleşerek yaşamalı. Hem de sosyal medyayı öğrenmeli.
Gelecekte üniversite diploması daha önemli olacak. Diploması olmayanların maaşı için tavan olacak ve bunu aşamayacaklar. Varlık ve refah teknolojiden ve bilimden gelecek.
Geleceğin en büyük üniversitesi iCloud (bulut) olacak. Günümüzde bile MIT ya da Stanford?daki derslere internetle erişiliyor. Ama e-eğitimi bırakanların oranı yüzde 90. Çünkü burada ev ödevi, değerlendirme, yönlendirme, hatta akran baskısı yok. Onlara kılavuz edecek kimse yok. Eğitimde başarı için iletişim, kişisel dokunma şarttır. Bu yüzden işte öğretmenler hep olacak.
Kendini tekrarlayan işler yani brokerlik, acentelik gibi meslekler robotlar tarafından yapılacak. Ama çöpçülük, bahçıvanlık, polislik, inşaat işçiliği gibi meslekler gelecekte hep olacak. Yaratacılık, hayal gücü gerektiren konularda robotlar çalışamayacak.
Zekanın IQ ya da babanızın parasıyla ilgisi yok. Zekâ geleceği görmek, geleceği tasarlamak demektir. Başarılı ve zeki insanlar, 10 yıl, 20 yıl sonrasını düşünür. Daha az zekiler ?Şu an ne yapabilirim?? der, kısa vadelidir.
Gençler her şeyi Facebook?a yüklüyor. 15-20 yıl içinde duygu ve anılar da SMS olarak gönderilip, sosyal medyada paylaşılacak. İlk kullanıcılar çocuklar olacak. Bugün Japonya?da gençler partide kulaklık takıyor, size ilgi duyan varsa kulaklıklar aşağı yukarı inip çıkıyor.
Tuvaletlerde çipler olacak ve likit biyopsi yapacak. Kanser genlerinizi size oluşmadan tuvalet söyleyecek. Üç boyutlu tasarımları evinizin salonunda yapacaksınız. İnsan organlarının çıktısını yazıcıdan alacaksınız. Kendi hücrelerinizden böbreğinizi salonunuzda üreteceksiniz.

Koçluk Nedir? Ne değildir?

Koçluk bilinçli, farkındalığı oluşmuş, hayatında bazı şeyleri değiştirmeye karar vermiş, ancak bu değişime nereden, nasıl, hangi yollarla başlayacağını tam olarak kestiremeyen bireylere, güçlü ve düşündüren sorularla, bireyi kendi potansiyelini keşfetmeye sevk ederek, bireyin, kendi vizyon, misyon ve değişime yönelik eylem planlarını oluşturmasını sağlayan bir süreçtir.
Koçluk, bireyi bulunduğu noktadan daima ileriye; varmak istediği, hayalini kurduğu yere götürmeyi amaç edinir. Bu sebeptendir ki, koçluk asla geçmişe bakmaz sadece geleceğe odaklanır. Bireyin karar verdiği değişim sürecinin nasıl bir gelişim sürecine dönüştüğünü izler, geri bildirim verir, yine güçlü ve sezgisel sorularla kişiyi tekrar tekrar düşünmeye, araştırmaya, yaratıcı çözümler buldurtmaya sevk eder. Hayatın her alanında uygulanması mümkün ( yaşam koçluğu, öğrenci koçluğu, ebeveyn koçluğu, ilişki koçluğu, kurumsal koçluk, yönetici koçluğu, kariyer koçluğu, finansal koçluk vb.); NLP, kuantum düşünme tekniği, iletişim gibi alanlarda uygulanan tekniklerle de beslenen ve zenginleşen bir kişisel gelişim yöntemleridir.

Koçluk ne değildir?
Koçluk; danışmanlık, mentörlük , psikologluk, rehberlik değildir. Koçluk sürecinde akıl ve öğüt verme, eğitim-öğretim, pskiyatri terapileri, ilaç yazma ya da ilaç tavsiyeleri verme gibi durumlar söz konusu dahi olamaz.